Miras paylaşımında en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri şudur: Anne veya baba, sağlığında bir taşınmazını çocuklarından birine ya da üçüncü bir kişiye tapuda “satış” göstererek devretmiştir; oysa ortada gerçek bir satış yoktur, bedel ödenmemiştir ve asıl amaç diğer mirasçıları mirastan yoksun bırakmaktır. Hukukta bu duruma muris muvazaası denir ve diğer mirasçılara tapu iptali ve tescil davası açma imkânı tanır.
Muris muvazaası nedir?
Muris, miras bırakan kişi; muvazaa ise tarafların gerçek iradelerini gizleyerek görünüşte başka bir işlem yapmalarıdır. Muris muvazaasında miras bırakan, aslında bağışlamak istediği taşınmazı mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla tapuda satış olarak gösterir. Görünüşteki satış tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı için geçersizdir; gizlenen bağış ise tapu dairesinde resmi şekilde yapılmadığı için şekil eksikliği nedeniyle geçersizdir. Yargıtay’ın 1974 tarihli içtihadı birleştirme kararı, bu tür işlemlere karşı mirasçıların dava hakkını kesin biçimde kabul etmiştir.
Davanın şartları
Muris muvazaası davasında mahkeme üç temel hususu araştırır: Devrin satış gibi gösterilmiş olup olmadığı, gerçekte bir bedel ödenip ödenmediği ve miras bırakanın asıl amacının mirasçılardan mal kaçırmak olup olmadığı. Mal kaçırma kastının belirlenmesinde miras bırakanın devir tarihindeki ekonomik durumu, satış bedeli ile gerçek değer arasındaki fark, alıcının bedeli ödeyebilecek mali gücünün bulunup bulunmadığı, miras bırakanın aile içindeki ilişkileri ve devrin yapıldığı dönem gibi olgular birlikte değerlendirilir.
Muris muvazaası davasında davacının saklı payının ihlal edilmiş olması şart değildir. Bu yönüyle dava, yalnızca saklı payı korumaya yönelik tenkis davasından ayrılır.
Davayı kimler açabilir?
Dava, miras bırakanın ölümünden sonra mirasçılar tarafından açılır. Her mirasçı tek başına dava açabilir; bu durumda taşınmazın kendi miras payı oranında iptali ve adına tescili istenir. Miras bırakan sağken açılan bir dava, mirasçılık sıfatı henüz doğmadığından dinlenmez.
Dava açma süresi var mı?
Muris muvazaasına dayanan tapu iptali ve tescil davası herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Ancak bu durum davanın ertelenmesi için bir gerekçe olmamalıdır: zaman geçtikçe tanıkların hatırladıkları zayıflar, banka kayıtlarına ulaşmak zorlaşır ve taşınmaz üçüncü kişilere devredilebilir. Taşınmazın iyi niyetli üçüncü kişilere geçmesi, iptal talebini önemli ölçüde güçleştirebilir.
Muvazaa nasıl ispat edilir?
Mirasçılar, miras bırakanın yaptığı işlemin tarafı olmadıklarından muvazaayı tanık dahil her türlü delille ispat edebilir. Banka hesap hareketleri, satış bedelinin ödendiğine dair belge bulunup bulunmadığı, alıcının gelir durumu, taşınmazın satıştan sonra da miras bırakan tarafından kullanılmaya devam edilmesi ve emsal değer raporları uygulamada belirleyici delillerdir. Mahkeme genellikle taşınmazın devir tarihindeki gerçek değerini bilirkişi aracılığıyla tespit eder.
Dava kazanılırsa ne olur?
Mahkeme muvazaanın varlığını kabul ederse, davacı mirasçının miras payı oranında tapu kaydının iptaline ve davacı adına tesciline karar verir. Taşınmaz bu şekilde yeniden mirasçılar arasında paylı hâle gelir; mirasçılar anlaşamazsa ayrıca ortaklığın giderilmesi yoluna gidilebilir.
Muris muvazaası ile tenkis davası arasındaki fark
Miras bırakan taşınmazı açıkça bağışlamışsa, yani tapuda işlem “bağış” olarak yapılmışsa muvazaa söz konusu olmaz. Bu durumda saklı payı zedelenen mirasçılar ancak tenkis davası açabilir. Tenkis davası belirli sürelere tabidir ve yalnızca saklı payın korunmasını amaçlar. Hangi davanın açılacağı, işlemin tapuda nasıl yapıldığına ve somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir; yanlış dava türünün seçilmesi ciddi hak kayıplarına yol açabilir.
Miras paylaşımına ilişkin diğer konular için Miras Hukuku sayfamızı, genel hukuk sorularının yanıtları için Hukukta SSS sayfamızı inceleyebilirsiniz.
